ALEMDAĞ’DA VAR BİR YILAN

AtikaliNe güzel bir semt ismi: Atikali. Semtin kendi güzel mi bilmiyorum, yaşayanlar bilir,  benim birkaç kere içinden geçmişliğim var. Bu durumda içinden geçilebilir bir semt olduğunu söyleyebilirim herhalde. Sait de, hikayede şoförün biri ona seslenince, gider miyim Atikali’ye gecenin bu saatinde, diyerek retorik de olsa bir kuşku duyuyor önce. Sonra iyi ki gidiyor da güzel... Continue Reading →

CANKURTARAN 34122 İSTANBUL

Manzara İstanbul'un özeti gibi. Önde görünen minare 1453 tarihli Akbıyık camisine ait, arkadaki kuleye ne isim verdiler bilemiyorum (Isengard?) Fotoğrafı Cankurtaran'da çektim. "İstanbul’da, Sarayburnu’nun karanlık dalgalarının içinden kıyıya çıkıp kalbinizin olduğu yöne doğru yürürseniz, bizim artık evimiz diyegeldiğimiz Samatya semtini bulursunuz. Sarayburnu dediğimiz yer, Marmara Denizi’nin Haliç’e doğru döndüğü yerde, adı üstünde Topkapı Sarayı’nın önündedir.... Continue Reading →

1894 LIEGE BASTOGNE LIEGE

Hem dünya hem de bisiklet sporu değişiyordu. Organizatörler bir önceki edisyonda yarışın şampiyonu Houa’nın profesyonellikle ilgili yaşadığı sorunlar ve katılımcı sayısının sadece 26’da kalması nedeniyle üçüncü edisyonun profesyonel yarışmacılara da açık olmasını kararlaştırdılar. Peter Cossins’in aktardığına göre üçüncü edisyonda yarışın rotası da değişikliğe uğramıştı. Aynı yıl Spa’da açılan yeni Geronstere velodromundan ötürü başlangıç noktası Spa... Continue Reading →

GALATA 34421 İSTANBUL

Eski evin yeni sahipleri. Galata'da denk geldiğim bu güzel kedileri (fotoğrafta üç adet kedi var) pandemi başlamadan az önce çekmiştim ve dışarıda ağız tadıyla çektiğim son fotoğraflardan biri olmuştu. Klişeye düşme pahasına (klişe demek de klişe) şunu söylemek isterim: Son Fransa Bisiklet Turu'nun son etabında, Louvre'un o güzel bahçesine girdiğinde yarışı bir kenara bırakıp kollarını... Continue Reading →

TURGUTREİS 48960 BODRUM #2

Geçen yaz bahçemize gelen bu ufaklığın elimden karpuz yemişliği var. Hayatımda gördüğüm en cana yakın ve korkusuz kirpiydi. Belki o da benim için aynı şeyi düşünüyordur. Bu yıl, pandemiden dolayı, maalesef görüşemedik. Buluşmamızın benim için fotoğraf olarak da bir değeri var. Böyle ürkek, tedbirli bir gece hayvanını, hem de yavruyken, böyle bir ışıkta (güneş hafiften... Continue Reading →

İBLİSE GÖRE İNCİL #5: En İyi Jim Jarmusch Filmleri

2021 itibariyle Jim Jarmusch filmografisini, eksiklerimi tamamlayarak ve kimilerini yeniden izleyerek, bitirdim. Bana göre Jim Jarmusch'un filmleri (belgeselleri ve kısa filmleri katmadım, kısa filmler antolojisi olan filmleri kattım) iyiden kötüye şu şekilde sıralanıyorlar: 1.Down By Law (1986)2.Paterson (2016)3.Dead Man (1995)4.Broken Flowers (2005)5.Mystery Train (1989) .Down By Law (1986) 6.Stranger Than Paradise (1984)7.Coffee and Cigarettes (2003)8.Night... Continue Reading →

TURGUTREİS 48960 BODRUM

Turgutreis'te çektiğim bir fotoğraf, şöyle başlıyor: Nehrin öte tarafındaki otların üzerinde yatıyorum ve gecenin kaçı bilmiyorum. Sen, Vica, sevgilim, dua kadar maviydin. Arasında yatacağım kollar yok artık. [Berger, Kral, Metis, s.184] John Berger'in,Müge Gürsoy Sökmen'in çevirisiyle Metis'den çıkan "Kral" (1998) adlı romanı, hem anlattığı hikaye, hem de hikayeyi anlatış şekliyle beni etkilemişti.Roman, şehrin çöplerinin toplandığı... Continue Reading →

QUARTIER LATIN 75006 PARIS

Paris'te, Quartier Latin'de çektiğim bir fotoğraf. Latin Mahallesi ismini Latinlerden değil, yüzyıllardır ev sahipliği yaptığı Paris'in önemli üniversitelerinden alır. Üniversite hocaları ve öğrencileri Latince konuştukları için bu mahalleye Latin mahallesi dendiği söyleniyor. Burası için ayrıca şehrin kalbinin attığı yerdir derler. (Ben diyorum.) Buna rağmen "Şanzelize", Opera ya da Louvre bölgesi gibi turist yumağı değildir. (En... Continue Reading →

İNGİLİZLERİN “OKUDUM” DİYE SALLADIĞI KİTAPLAR

Bu konuda, yani İngiliz halkının okumadığı halde ortamlarda "okudum" diye bahsettiği kitaplar hakkında, biri Guardian'da diğeri Independent'ta, iki ayrı listeye denk geldim. Independent'teki liste çok daha renkli ve ilgi çekici olmakla birlikte iki listede de ağırlıkla çok bilinen klasik kitapların olduğunu görüyoruz. Bunda şaşılacak bir durum yok . İnsanız hepimiz, toplumdan dışlanmak istemeyiz. Hem klasikler... Continue Reading →

MAVİ KÖŞEDE DULUTH, MINNESOTA’DAN BOB DYLAN

Bob Dylan’ın çok yönlü bir müzisyen olduğunu herkes bilir. Dylan, Grammy, Oscar, Pulitzer ödülleri derken, edebiyat alanında verilen en saygın ödül olan Nobel’i de evine götürerek, yıldızını bir kez daha parlattı. Bu ödül, bazılarını şaşırtıp, tartışmalar başlatmış olsa da, aslında Bob Dylan, Nobel ödülüne 1996 yılından bu yana sürekli olarak aday gösteriliyordu. Nobel ödülü bana... Continue Reading →

INSIDE LLEWYN DAVIS

Beyoğlu’nda, Taksim’de, Tünel’de ve İstiklal Caddesi’nde 1990’dan 2007’ye kadar hüküm sürdüm. Dönem dönem okulum, işyerim ve evim bu bölgenin merkez olduğu bir dairenin içinde yer aldı. Bu süreçte muhitin değişimlerine tanık oldum. Mesela, İstiklal Caddesi’nin trafiğe açık olduğu dönemleri ve trafiğe kapatıldığı gün yapılan törenleri hatırlıyorum. Doksanların ortalarına dek, İstiklal Caddesi’nin kalabalığı Galatasaray Lisesi’nin önüne... Continue Reading →

KARŞILAŞMALAR #4

-Yoksa her şey ben olmadığım zaman, benim olmadığım yerlerde mi oluyordu? [Yusuf Atılgan, Aylak Adam] -...hangi usavurma bizi algıladıklarımızdan yola çıkarak cisimlerin zihin olmaksızın da var olduklarına inandırabilir ki? [George Berkeley, İnsan Bilgisinin İlkeleri Üzerine]

PLATON’UN DEVLET’İNDE HOMEROS VE HESIODOS’UN YASAKLI OLMASININ 5 NEDENİ

Tanrıları bazen kötü davranırken gösterirler ve bu durum eğitici değildir; çocuklara Tanrılardan asla kötülük gelmeyeceği öğretilmelidir, çünkü Tanrı bütün şeylerin değil yalnızca iyi şeylerin failidir.  Homeros ve Hesiodos'ta okuyanın ölümden korkmasına neden olan şeyler vardır; oysa eğitimde, gençlerin savaşta ölmeyi istemelerini sağlayacak her şey yapılmalıdır. Edep yüksek sesle gülmemeyi gerektirir; ama Homeros, "kutsal Tanrılar arasında... Continue Reading →

FAUSTO COPPI

1.Etap: Castellania –  Castelleto d'Orba Angelo Fausto Coppi, 15 Eylül 1919'da Piemonte tepelerindeki küçük bir yerleşim olan Castellania'da doğdu. Alessandria kentinin yakınlarındaki bu küçük kasaba daha sonra, Coppi'nin görkemli anısına ithafen Castellania Coppi adını almıştır. Beş kardeşin dördüncüsü olan Fausto Coppi, eski bisikletçilerin çoğu gibi bisiklet sporuna küçük yaşlarda tutuldu ve bu uğurda 13 yaşında... Continue Reading →

ORUÇ ARUOBA

  Oruç Aruoba'yı kaybetmişiz. "de ki işte"nin hemen her sayfasındaki hemen her cümle buraya, deftere ya da duvara yazıldığında ona anlamlı bir vedaymış gibi görünür. Bıraktığı onlarca otantik kitap ve çeviri için minnetarım. Böylece onu nerede bulacağımızı biliyoruz.

ANITA ANOMALİLERİ

Bilim insanları bir süredir, evreni anlamamızda kilit önem taşıdıklarını düşündükleri nötrino parçacıklarının gizemini çözmek için Antarktika'da gözlemler ve deneyler yapıyorlar. Evrenin çok uzak yerlerinden yola çıkıp bize de uğrayan bu nötrinolar çevresindekilerle çok az etkileşime girdikleri için onca yolu bozulmadan gelebiliyorlar. Bu da bize onların kökenleri ve yola çıkış sebepleri hakkında saf bilgilere ulaşma şansı... Continue Reading →

KARŞILAŞMALAR #3

Tek sözcükle, dünyanın kırılması olanaksızdır.Dünyanın sonsuza kadar dolu olması için bir bakış -bizimkisi-yeter. [Barthes, Yazının Sıfır Derecesi, YKY, s.99] Bu dünyada eksik olan o kadar çok şey var ki bir şey daha eksik olsa ona yer bulunamazdı. [Eco, Yorum ve Aşırı Yorum, Can, s.58]

KARŞILAŞMALAR #2

“...ve kişinin bütün bildiği, gürültü-patırtı içinde kulağına çalınanlar değil, üç sözcükle söylenebilir.” [Ferdinand Kürnberg, 1873] "Zaman zaman Plautus'un ihtiyarı gibi, o üç harfi yeniden telaffuz eder, ama anlamını biliyor olsaydı nasıl mutsuz olurdu." [Erasmus, 1511]

STADIO SAN PAOLO 80125 NAPOLİ

Gelmeden önce Napoli’yi, gelmiş geçmiş en büyük futbolcunun, Diego Armando Maradona’nın şehri olarak biliyordum ve yoldayken hâlâ onun şehri miydi, merak ediyordum. Diego unutulup gitmiş miydi yoksa şehirde bıraktığı izlere rastlamak hâlâ mümkün müydü? Limandan şehir merkezine giderken takside cevabımı aldım. Dikiz aynasından sarkan küçük bir anahtarlık vardı. Üzerinde "10" yazan metalden yapılmış açık mavi... Continue Reading →

WordPress.com'da ücretsiz bir web sitesi ya da blog oluşturun.

Yukarı ↑