“Downtown To Ghetto”

Yavuz Hakan Tok, ülkemizde sayısı az olan, müziği hakkıyla yazabilen bir kaç yazardan bir tanesi. Grubum Snakeroot'un "Downtown To Ghetto" albümüne dikkat edip, sırf dinlemiş olsa bile bizim için bir madalya olurdu. O ise yazısıyla bizi mutlu etti ve derdimizi anlamasıyla da yalnızlığımızı azalttı. Kendi bloğunda yayınladığı yazıyı burada da paylaşıyorum. Yazının orijinali ve başka değerli... Okumaya Devam et →

THE COOK, THE THIEF, HIS WIFE AND HER LOVER

Peter Greenaway’in gözalıcı filmi, 1990’da İstanbul Film Festivali’nde oynamıştı. O zaman kaçıranlar bir sonraki sefer için epey bir beklemek zorunda kaldılar. Çünkü filmin ticari gösterimi için Türkiye’deki sinema salonlarına çıkması ancak 1995 yılında gerçekleşebildi. Böyle bir zaman kaymasından ötürü asıl anlatmak istediği şeyin biraz ötesine düşmüş olsa da muhayyilesi yüksek; sembollerden, resim sanatından, geleneksel tiyatrodan gani... Okumaya Devam et →

BİZ / ENTROPİ / İNSAN İNSANIN KURDUDUR

KAYIT 41: Biz/Entropi/İnsan İnsanın Kurdudur Birkaç gündür bir şey kaydedemedim. Tam olarak kaç gün oldu bilmiyorum. Bu aralar bütün günler tek bir gün gibi geliyor bana. P-502 incelemem için odama bir kitap bıraktı. Bir kitap, evet. Tüylerinizin diken diken olduğunu ve bir tatar yayı gibi gerildiğinizi hissedebiliyorum. Eski insanların hayal gücü denilen o illetten ürettikleri bir... Okumaya Devam et →

BOB DYLAN 20.06.2010 LYON KONSERİ

Lyon'a iki gün önceden geldik. Çok şey vaat etmese de sakin ve huzurlu bir şehir. Eski şehirde, katedralin çevresindeki dükkanlar ve lokantalar vakit öldürmek için ideal. Holywood'a çok hizmetleri dokunmuş Dan Ohlmann'ın Minyatür Müzesinde (Ayrı bir yazı konusu) koca bir günü yiyebilirsiniz zaten. Konserden bir gün önce sürekli yağmur yağdı ve hava enikonu soğuktu. Fakat... Okumaya Devam et →

THE USUAL SUSPECTS

Sonu, izleyeni ters köşeye yatıran filmler hakkında yazı yazmak kolay bir iş değil.  Bu tür filmleri ilk kez izleyecek birisi için bu keyfin daha en başından katledilmesi ihtimali var. Ben filmlerin sonunu bilerek açık etmenin vandallık olduğunu düşünüyorum. Gerçi, ilk gösterime girdiği tarihten bu yana yirmi yıla yakın bir süre geçmiş bir filmin sırları, popüler... Okumaya Devam et →

JOHNNY CASH AT FOLSOM PRISON

Johnny Cash, Folsom hapishanesinde kaydedilecek konserinden bir gece önce, El Rancho Motel’de sıkıntılı bir bekleyiş içinde. Gelen haberlere göre Nashville’de hava durumu kötü ve konserinde sahne alacak The Statler Brothers’ı, Carl Perkins'i, Cash’in eşlik grubu The Tennessee Three’yi ve de Columbia şirketinden prodüktör Bob Johnston’u konserin gerçekleşeceği Sacramento’ya getirecek uçağın kalkıp kalkmayacağı belli değil. Nashville... Okumaya Devam et →

AŞK VE ÖBÜR CİNLER

Aşk ve Öbür Cinler’i bitirdikten sonra aklıma pek çok şey geldi, pek çok şey düşündüm. En çok da keyfin ve doygunluğun büyüğünü, neden kitabı okurken değil de okumayı bitirip kitaplıktaki diğer kitapların yanına yerleştirdikten sonra hissettiğimin üzerine kafa yordum. Bu girizgâhtan, romanın kolay okunmayan, okuyucuyu yoran bir eser olduğu sonucunu çıkarmayalım. Aksine, diğer Marquez eserlerine... Okumaya Devam et →

BOB DYLAN “The Witmark Demos: 1962-1964”

1962 yazında Bob Dylan’ın menajeri Albert Grossman, şarkıcılar, TV proramları ya da filmler için ısmarlama şarkı yapıp yayınlayan M.Witmark & Sons şirketi ile bir anlaşma imzaladı. O yıllarda sanatçıların kendi yazdıkları şarkıları bizzat kendilerinin söylemesi pek alışıldık bir durum değildi. Bunun yerine sesi ve sahne pırıltısı beğenilen şarkıcılara, hali hazırda elde birikmiş, önceden hazırlanmış kataloglardan... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑