STAROMESTSKE NAMESTI, 110 00, PRAG

“Sahtelikler öyle mi?” dedi Handan. “Belki de doğum gününde eğlenirken değil de şimdi burada otururken bir maske vardır yüzümde. Biri hakkında bildiklerin sadece o ana kadar bildiklerinle sınırlıdır. Bu bizi bir paradoksa götürür mü? Şu anda bunu düşünmek istemiyorum. Üstelik sahtelik de kendi içinde bir gerçeklik taşır. Önemli olan bir parıltısı olmasıdır. Baudrillard’ın dediği gibi; gerçek, sırf gerçeklikten ibaret olduğunda bir işe yaramaz. Gerçek, insanı şaşırtmalıdır da. Öteki türlü bir aptallıktan öteye geçemez. Şaşırtmayan parıltısız bir gerçekliktense sahte olan yeğdir bazen. O nedenle bu belirsizlik benim için gerçeğin anlamına aykırı değil. Bu yüzden farklı bir muameleye gerek kalmıyor.” Handan’ın lafı bitince, “Ama eğer bir maskeye sığınıp yaşıyorsan…” diyecek oldum. İşaret parmağını dudaklarıma götürüp beni susturdu. “Maskelere sığınırım demedim, maskeleri severim dedim,” diye mırıldandı. İçimi çekip arkama yaslandım. Biramdan bir fırt daha çektim. “Seninle konuşmak çok zormuş,” dedim. “Pes mi ettin?” diye sordu bana gülerek. “Bir bakıma,” dedim. “Demek ki sohbetimizin bundan sonrası pek zevkli olmayacak,” dedi Handan. “Kısa sürdü ama az olması iyi, çoğa duyulan özlemin yitmemesi açısından.”

[Havaalanı, Bölüm 4 Antika, Storytel, 2018]

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s