GAYRETTEPE 34394 İSTANBUL [pencere#1]

Dikkat ettim de, yıllar boyunca yaşadığım evlerin pencereleri bana bir sürü fotoğraf vermiş. Bazen güzel bir gün batımı, bazen şehirden bir olay, bazen bir kuşun uçuşu, bazen de bu fotoğraftaki gibi küçük bir ağacın yaşamından bir kesit. Bu fotoğrafı daha önce paylaşırken şöyle yazmışım, "Baharın gelişi değil de gidişi gibi. Uzaktaki Doğu'nun burukluğu gibi biraz.... Okumaya Devam et →

DOMINIK MANASTIRI 20000 DUBROVNIK

Dubrovnik, bir süredir “Game Of Thrones” dizisi ile neredeyse özdeşleşti. Dizinin kimi önemli sahnelerine doğal set sağlayan şehri gezerken, hele de dizinin takipçisi iseniz heyecanlanmamaya imkan yok. Benim yolum Dubrovnik’e dizi yayınlanmadan önce düşmüştü. Kentin eski şehir olarak tabir edebileceğimiz o meşhur yarımadası, Ortaçağ’dan bu yana korunmuş sokaklara ve pek çok önemli yapıya sahip. Doksanlı... Okumaya Devam et →

STADIO SAN PAOLO 80125 NAPOLİ

Gelmeden önce Napoli’yi, gelmiş geçmiş en büyük futbolcunun, Diego Armando Maradona’nın şehri olarak biliyordum ve yoldayken hâlâ onun şehri miydi, merak ediyordum. Diego unutulup gitmiş miydi yoksa şehirde bıraktığı izlere rastlamak hâlâ mümkün müydü? Limandan şehir merkezine giderken takside cevabımı aldım. Dikiz aynasından sarkan küçük bir anahtarlık vardı. Üzerinde "10" yazan metalden yapılmış açık mavi... Okumaya Devam et →

SANTA MARIA DELL’AMMIRAGLIO 90133 PALERMO

Palermo’da, süslemelerine bakmaya kıyamadığımız Santa Maria dell’Ammiraglio kilisesi. Bakmaya kıyamadım ama fotoğrafını çektim. O karanlıkta bu kadar güzel görüneceğini hiç ummuyordum. Martonara adıyla da bilinen bu kilise, ekseriyetle İtalyan- Arnavut cemaati tarafından kullanılıyor ve Doğu Avrupa – Balkan Hristiyanlığının mimari ve estetik işaretlerini taşıyor. Ben kiliseyi dolaşırken, içeride güneş gözlüğümü kaybettim ama bu karşılığında bu... Okumaya Devam et →

STEPHANPLATZ 1010 VİYANA

Bir kış günü, Viyana’da Stephansdome’un önündeki geniş meydanda dolanıyorum. Belki soğuk yüzünden, belki sabahın erken saatleri diye meydan tenha. Elimde fotoğraf makinesiyle ürkek ürkek dolaşmamdan turist olduğum hemen anlaşılıyor. Öğleden sonraki rutin bir kilise konseri için bilet satan kostümlü adamlardan biri gülümseyerek yaklaşıyor. Mozart, Mozart, diyor. Bana bilet satmak istiyor ama almayacağımı belli ediyorum. Moralini... Okumaya Devam et →

QUAI D’ORLEANS 75004 PARİS

Fotoğraftaki balıkçılara Paris'te, bir yürüyüş esnasında tesadüfen rastlamıştım. Notre Dame katedralinin hemen altındaki kıyıda balık tutuyorlardı. Çok da temiz olmayan Seine nehrinde balık tutulduğunu bilmiyordum. Üstelik bu adamlar öyle amatör tiplere de benzemiyorlardı. Eskiden balık hali olan mahalleye de (Les Halles) yakın olduğumuz için, zamanda yolculuk yapmış gibi hissettim. Sonra bu konuyu biraz araştırdım: Seine,... Okumaya Devam et →

STOCK-IM-EISEN-PLATZ 1010 VİYANA

Gülhane’den yukarıya, Ayasofya’ya doğru yürüyorum. Karlar ayağımın altında kıtır kıtır ses çıkarıyor. Nurdan, başında kırmızı beresiyle, Yerebatan Sarnıcı’nın önünde dururken, onu yolun aşağısından bile seçebiliyorum. Bembeyaz karların içinde açmış, nadide bir gelincik gibi, beni bekliyor. Birkaç defa kayıp düşme tehlikesi atlatmama rağmen adımlarımı hızlandırıyorum. Yolun yarısında ona el sallamaya başlıyorum zaten. Onunla buluşmaya geç kalmadığım... Okumaya Devam et →

PLACE DE LA CONCORDE 75018 PARİS

Fotoğrafı Paris'te, Concorde meydanında çektim. Şehir hoş bir gün batımına hazırlanıyordu. Concorde meydanı, şehrin iki kalabalık bölgesini, Louvre/Tuileries bahçeleri ile Champs Elysees'i birbirine bağlasa da, gün içinde otobüslerinden inip fotoğraf çeken turistler dışında fazla kalabalık barındırmaz. Belki de Fransız Devrimi'nden sonra pek çok kişinin kafası giyotinle burada kesildiği için. 16. Louis, Marie Antoinette, Robespierre... Belki... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑