Kibarca Öldürmek

1974 yılında yazılmış bir romandan, 2008’deki büyük ekonomik kriz esnasında geçecek şekilde uyarlanmış 2012 tarihli bir film hakkında 2017 yılında bir yazı yazıyorum. Zamana üstün gelmiş, zamane olmayı aşmış bir filmden bahsediyoruz belki de. Killing Them Softly’yi 2012’den bu yana çeşitli sebeplerle beş kere izledim. Filmin, ileride, suç filmi klasikleri arasında gösterilmesi beni şaşırtmaz. Taşıdığı... Okumaya Devam et →

Anti-Christ

“Rüyalar artık psikolojinin ilgisini çekemiyor. Freud öldü, ne de olsa.”                       (Filmde kadının seslendirdiği bir replik.) En iyimser bir tabirle, her zaman “arızalı” bir yanı olduğunu düşündüğüm Lars Von Trier’in daha önceki filmlerine benzemeyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Yönetmenin daha önce de insan... Okumaya Devam et →

Aşçı, Hırsız, Karısı ve Aşığı

THE COOK, THE THIEF, HIS WIFE AND HER LOVER Peter Greenaway, 1989 Peter Greenaway’in gözalıcı filmi, 1990’da İstanbul Film Festivali’nde oynamıştı. O zaman kaçıranlar bir sonraki sefer için epey bir beklemek zorunda kaldılar. Çünkü filmin ticari gösterimi için Türkiye’deki sinema salonlarına çıkması ancak 1995 yılında gerçekleşebildi. Böyle bir zaman kaymasından ötürü asıl anlatmak istediği şeyin biraz... Okumaya Devam et →

Olağan Şüpheliler

Sonu, izleyeni ters köşeye yatıran filmler hakkında yazı yazmak kolay bir iş değil.  Bu tür filmleri ilk kez izleyecek birisi için bu keyfin daha en başından katledilmesi ihtimali var. Ben filmlerin sonunu bilerek açık etmenin vandallık olduğunu düşünüyorum. Gerçi, ilk gösterime girdiği tarihten bu yana yirmi yıla yakın bir süre geçmiş bir filmin sırları, popüler... Okumaya Devam et →

Paris’te Son Tango

Paul’un kaybedecek bir şeyi kalmadığı en başından belliydi.  Çünkü gerçekte Bir-Hakeim köprüsünün üstünden geçen metro trenleri aşağıdakileri küfür ettirtecek kadar çok ses çıkartmıyorlar ama Paul, Patroclus’unu kaybetmiş Akhilleus gibi trenlere bağırıyor, çağırıyor, küfürler ediyor. Film, taşımak istediği kasveti ve umutsuzluğu o kadar güzel kucaklıyor ki Paul, daha filmin başında o karizmatik sarı paltosu ile bir... Okumaya Devam et →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑