DUNE

Dune, çoğunuzun bildiği üzere Frank Herbert’in 1965'te, toplamda 400 sayfayı aşan ve iki ayrı tefrika serisi halinde yayımlanan epik bilimkurgu romanıdır. Kimi metinler vardır -çok nadirdir bunlar- onları okurken kokular, sesler duyarsınız, ağzınıza bir tat gelir, benim okuma deneyimimde Dune öyle bir romandı. Pek çoklarını derinden etkileyen ve kurduğu evrene canı gönülden inandıran Dune’un sinemaya … DUNE yazısını okumaya devam et

Reklam

THE NORTHMAN

Robert Eggers'in The Lighthouse'dan sonra merakla beklenen yeni filmi The Northman'i yine de aman aman beğenmemekle birlikte, hakkındaki eleştirilere nazaran şöyle bir bakış açısıyla makul buldum: Bu filme elimizde Shakespeare'in Hamlet'i olmadan bakamayız. Her ne kadar asıl Shakespeare'in Danimarkalı tarihçi Saxo Grammaticus tarafından kaleme alınmış Amleth adlı destandan esinlediğini bilsek de ve Nordik mitolojiye düşkün Eggers'in … THE NORTHMAN yazısını okumaya devam et

ALIEN

Alien’ı çeşitli ortamlarda (sinema, televizyon yayını, DVD) dört beş kere izlemişimdir. Anlattığı hikâye ya da yapım ekibinin kâğıt üzerindeki fikirlerinin nasıl başarıyla icra edildiği bir yana, bu film her şeyden önce görsel olarak “güzel” bir film. Pek az film vardır ki sesini duymadan diyaloglarını okumadan da (belki arka planda film müziklerinin eşliğinde) izlenilebilsin. H.R. Giger’in … ALIEN yazısını okumaya devam et

IN BRUGES

-BU YAZI FİLMİN GİDİŞATI VE SONU İLE İLGİLİ EPEY BİR BİLGİ İÇERİR. FİLMİ HENÜZ İZLEMEDİYSENİZ OKUMANIZ TAVSİYE EDİLMEZ- In Bruges, ülkesi İrlanda’da, İrlandalı silahşorların karanlık hikâyelerini sahneye taşıdığı keskin tiyatro oyunları ile tanınan Martin McDonagh’ın 2008 yılında çektiği ilk uzun metrajlı filmdi.  (McDonagh daha sonra Seven Psychopaths (2012) ve Three Billboards Outside Ebbing, Missouri (2017) … IN BRUGES yazısını okumaya devam et

INSIDE LLEWYN DAVIS

Beyoğlu’nda, Taksim’de, Tünel’de ve İstiklal Caddesi’nde 1990’dan 2007’ye kadar hüküm sürdüm. Dönem dönem okulum, işyerim ve evim bu bölgenin merkez olduğu bir dairenin içinde yer aldı. Bu süreçte muhitin değişimlerine tanık oldum. Mesela, İstiklal Caddesi’nin trafiğe açık olduğu dönemleri ve trafiğe kapatıldığı gün yapılan törenleri hatırlıyorum. Doksanların ortalarına dek, İstiklal Caddesi’nin kalabalığı Galatasaray Lisesi’nin önüne … INSIDE LLEWYN DAVIS yazısını okumaya devam et

KILLING THEM SOFTLY

1974 yılında yazılmış bir romandan, 2008’deki büyük ekonomik kriz esnasında geçecek şekilde uyarlanmış 2012 tarihli bir film hakkında 2017 yılında bir yazı yazıyorum. Zamana üstün gelmiş, zamane olmayı aşmış bir filmden bahsediyoruz belki de. Killing Them Softly’yi 2012’den bu yana çeşitli sebeplerle beş kere izledim. Filmin, ileride, suç filmi klasikleri arasında gösterilmesi beni şaşırtmaz. Taşıdığı … KILLING THEM SOFTLY yazısını okumaya devam et

ANTICHRIST

“Rüyalar artık psikolojinin ilgisini çekemiyor. Freud öldü, ne de olsa.”                       (Filmde kadının seslendirdiği bir replik.) En iyimser bir tabirle, her zaman “arızalı” bir yanı olduğunu düşündüğüm Lars Von Trier’in daha önceki filmlerine benzemeyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Yönetmenin daha önce de insan … ANTICHRIST yazısını okumaya devam et

THE USUAL SUSPECTS

Sonu, izleyeni ters köşeye yatıran filmler hakkında yazı yazmak kolay bir iş değil.  Bu tür filmleri ilk kez izleyecek birisi için bu keyfin daha en başından katledilmesi ihtimali var. Ben filmlerin sonunu bilerek açık etmenin vandallık olduğunu düşünüyorum. Gerçi, ilk gösterime girdiği tarihten bu yana yirmi yıla yakın bir süre geçmiş bir filmin sırları, popüler … THE USUAL SUSPECTS yazısını okumaya devam et