QUARTIER LATIN 75006 PARIS

Paris'te, Quartier Latin'de çektiğim bir fotoğraf. Latin Mahallesi ismini Latinlerden değil, yüzyıllardır ev sahipliği yaptığı Paris'in önemli üniversitelerinden alır. Üniversite hocaları ve öğrencileri Latince konuştukları için bu mahalleye Latin mahallesi dendiği söyleniyor. Burası için ayrıca şehrin kalbinin attığı yerdir derler. (Ben diyorum.) Buna rağmen "Şanzelize", Opera ya da Louvre bölgesi gibi turist yumağı değildir. (En... Continue Reading →

INSIDE LLEWYN DAVIS

Beyoğlu’nda, Taksim’de, Tünel’de ve İstiklal Caddesi’nde 1990’dan 2007’ye kadar hüküm sürdüm. Dönem dönem okulum, işyerim ve evim bu bölgenin merkez olduğu bir dairenin içinde yer aldı. Bu süreçte muhitin değişimlerine tanık oldum. Mesela, İstiklal Caddesi’nin trafiğe açık olduğu dönemleri ve trafiğe kapatıldığı gün yapılan törenleri hatırlıyorum. Doksanların ortalarına dek, İstiklal Caddesi’nin kalabalığı Galatasaray Lisesi’nin önüne... Continue Reading →

LOVEJOY

1986 yılında yayınlanmaya başlayan BBC yapımı bu polisiye dizinin ana karakteri olan yaman antikacı Lovejoy, çocukluğumun en özel kahramanlarından biriydi. Lovejoy bir antika uzmanıydı ve eşsiz saha bilgisiyle, o müzayede senin bu müzayede benim koşturup müşterileri adına alım satım yapıyordu. Dizinin doğası gereği, hemen her bölüm peşinde olduğu antikalarla ilgili  polisiye mevzulara bulaşıyordu. Lovejoy sıra... Continue Reading →

KILLING THEM SOFTLY

1974 yılında yazılmış bir romandan, 2008’deki büyük ekonomik kriz esnasında geçecek şekilde uyarlanmış 2012 tarihli bir film hakkında 2017 yılında bir yazı yazıyorum. Zamana üstün gelmiş, zamane olmayı aşmış bir filmden bahsediyoruz belki de. Killing Them Softly’yi 2012’den bu yana çeşitli sebeplerle beş kere izledim. Filmin, ileride, suç filmi klasikleri arasında gösterilmesi beni şaşırtmaz. Taşıdığı... Continue Reading →

ANTICHRIST

“Rüyalar artık psikolojinin ilgisini çekemiyor. Freud öldü, ne de olsa.”                       (Filmde kadının seslendirdiği bir replik.) En iyimser bir tabirle, her zaman “arızalı” bir yanı olduğunu düşündüğüm Lars Von Trier’in daha önceki filmlerine benzemeyen bir filmle karşı karşıya olduğumuzu söylemeliyim. Yönetmenin daha önce de insan... Continue Reading →

THE USUAL SUSPECTS

Sonu, izleyeni ters köşeye yatıran filmler hakkında yazı yazmak kolay bir iş değil.  Bu tür filmleri ilk kez izleyecek birisi için bu keyfin daha en başından katledilmesi ihtimali var. Ben filmlerin sonunu bilerek açık etmenin vandallık olduğunu düşünüyorum. Gerçi, ilk gösterime girdiği tarihten bu yana yirmi yıla yakın bir süre geçmiş bir filmin sırları, popüler... Continue Reading →

WordPress.com'da Blog Oluşturun.

Yukarı ↑